Join for FREE | Take the Tour Lost Password?
[x]

deviantART

 

Devious Journal Entry

Sun Nov 1, 2009, 11:58 AM


susmak vakti

karalayı p iz bırakmamak adına, silip bütün senli hayalleri
bir gecede yırtı p yaşanmamış boş sayfaları, başka bir geceye de gömerek kalemimi
ve bir daha yazamayacak kıvamda kırı p ellerimi
kan kırmızı bir susma vaktidir şimdi…

tek damla acı dökmeden yanaklarıma, sıka sıka dişlerimi,
ve o acıyla bir kenara kaldırarak sabaha çıkma niyetimi
bir yanımı baba hayali bırakı p kimsesiz çocuklara, piç gibi ortada bırakarak diğerini
sahipsiz bir susma vaktidir şimdi…


on3bucuk


  • Mood: Sorrow

Devious Journal Entry

Sat Mar 21, 2009, 1:25 PM


yanlış yaşamak

yanılmış bir kapıyım simsiyah
kendi üstüme kapanıyorum
seni paris'te kaybettim
yanlış bir yerde arıyorum
bozduğum her saat
içimi büsbütün daraltıyor
hiçbir mutluluğum kalmadı
ne bıraktıysan harcadım
inge bruckhart
resimlerine bakamıyorum

yanlış bir bulut çoğalıyor
akşamları yanılmış içlerime
ağzımda bozuk bir pil tadı
o korku değil artık bu yaşadığım
telefon zillerine dolaşarak
bak ne ben leipzig'deyim
ne de sen istanbul'da
ne dé part kahvesi'nde çay içiyoruz
ne tiryaki kö pek'te şarap

seni görmeden öleceğim
bir daha görmeden
inge bruckhart
zaten kaç yıldır yaşamıyorum

hep yanıldık mı kimbilir
inanmak gelmiyor içimden
o yanlış tren bindiğimiz midir
azala azala unutulduğumuz
hani leipzig garı'nda biten
yine yanlış mı yaşıyoruz
karanlığımızı avuçlarımıza öksürerek
sen bir kadın ıssızlığına koşulmuş
yarıdan fazla mavi gözlü
eylülden eylüle gülümseyen
ben görünmez raylara düğümlü
garlarda yankılanan bir erkek
değerinden eksiğine bozulmuş


ölüversek mi ne
en büyük yanlışlığı benimseyerek
gizli bir nem sinmemiş mi ellerine
ya saçların fena halde sonbahar
yanlışlar parensesi inge bruckhart
yine marne üzerine kar yağıyor
geceleyin bembeyaz ıhlamur ağaçları
yanıldıkça lüzumsuzluğunu anlayp
insan yaşadığından utanıyor
uykularımızda yalnızlık korkuları
dışımızda en küstah yanlışlıklar
içimizde en başka türlü ayı p

Attila Ilhan




  • Mood: Miserable
  • Listening to: kendi sesinden

Devious Journal Entry

Fri Sep 21, 2007, 1:28 PM
korkuyorum. ölmekten mi? hayır, yokluktan. ölmek nihayet birkaç
dakikalık mesele. yürümek, uyumak gibi basit bir şey. ama yokluk; ölüm.
evet ölmek ve ölüm ayrı şeyler bence. biri sonun başlangıcı biride son ve
yokluk. ölmekte şiir var, duygu var, anlam var. ölüm, sadece karanlık ,
boşluk, anlamsızlık.
doğmak başlangıcı yaşantımızın ve çilemizin. ölmek. sonuç ölümse; öldükten
sonraki zaman. o dizgin vuramadığımız at, asla sahip olamadığımız kadın.
ölmek elimizde, ölüm tanrının sırrı, bedeli, var oluşumuzun.
ölümsüz olmalıydı ölmek dünyada. insan dilediği anda ölmeli, dilediği
anda yaşamalıydı.
ölümün gelmesini bekleyenler, ölmeyi bilmeyenlerdir. yaşamamız tanrının
bileceği bir şey, zamana hükmeden o, ölüme hükmeden de o. yalnız
ölmek bizim. onunla yetinmek kalmış bize bu ölümlü dünyada.
bu tek hakkımızı da suç saymış bizden önce gelenler. suç işlemişler,
günah demişler. yaşatmışlar, yaşamışız, öldürmüşler ölmüşüz. nerede kaldı
bizim üstünlüğümüz? insanlığımız, zekamız nerede kaldı?
bitkiler, hayvanlar diledikleri zaman ölemiyorlarsa insan olmadıkları içindir.
ölmek asla şerefsizlik değil. yalnız yaşamaktan korkanlar, yılgınlarmı
ölmek isterler sanıyorsun?
cesaret, başkalarına kötülük etme bahasına da olsa yaşamak mı?
cesaret, sürekli bir aldanmaya boyun eğmek mi? durmadan aldatmak mı
cesaret?
kötü, korkunç bir dünya üzerinde yaşıyoruz. bütün çabamız kendi kendimizi
bitirmek ve son vermek insan nesline. öyleyse bir adam eksilmiş olsa
bu şuursuz kalabalıktan ne çıkar?
hatırlıyor musun? bir şiirimde; bir
demiştim.
işte bu gün ölümün o güzel olduğu yerdeyim..


  • Mood: Unhappy
  • Listening to: raqbenadam

Sponsored By Ninja Assassin

Site Map